Öncelikle eylemin doğası ve gizli akıntılarının anlaşılması gerekir. Aksi halde rahatlamak mümkün değildir.
Gevşemek istesen bile, eğer eyleminin doğasını izlemediysen, gözlemlemediysen, fark etmediysen, bu imkansız olacaktır. Çünkü eylem basit bir olgu değildir. Birçok insan gevşemek ister ama bunu yapamaz. Gevşemek, filizlenme gibidir. Onu zorlayamazsın. Bütün olguyu anlaman gerekir. Neden bu kadar aktifsin? Neden aktiviteye bu kadar vakit harcıyorsun? Neden bu konuda saplantılısın?
İki kelimeyi unutma: Biri, eylem; diğeri de, aktivite. Eylem, aktivite değildir. Aktivite ise, eylem değildir. Doğaları birbirine zıttır. Eylem, bir durumun talebi üzerine hareket etmektir. Karşılık vermektir. Aktivite de ise durum önemli değildir. Bir yanıt değildir. O durum içinde rahatsız olman, aktif olmanın bir bahanesi olur.
Eylem, dingin bir zihinden çıkar. Dünyanın en güzel şeyidir. Aktivite ise huzursuz zihinden çıkar. Ve en çirkinidir. Eylemin bir konusu vardır. Aktivitenin konusu önemsizdir. Eylem, anlık yaşanır. Kendiliğinden oluşur. Aktivite ise geçmişle doludur. Yaşanan ana karşılık değil, geçmişten beri içinde taşıdığın huzursuzluğun o anda dökülmesidir. Eylem yaratıcıdır. Aktivite ise yıkıcıdır. Seni yok eder, başkalarını yok eder.
Aradaki ince farkı görmeye çalış. Örneğin, acıktığın zaman yemek yersin. Bu eylemdir. Ama aç değilsen, açlık hissetmiyor olmana rağmen yemek yemeye devam ediyorsan, bu aktivitedir. Bu çeşit yemek, bir tür şiddettir. Yemeği yok ediyorsun. Dişlerinle eziyor ve yemeği yok ediyorsun. İçindeki huzursuzluğu bir parça olsun dışarı vuruyorsun. Acıktığın için değil, sadece içindeki şiddet duygusunu tatmin etmek için yemek yiyorsun.
Hayvanlar dünyasında şiddet, ağız ve ellerle anılır. Pençeler ve dişlerle. Hayvanlar dünyasında şiddet barındıran iki şey budur. Yemek yerken ikisi bir araya gelir. Yemeği eline alır ve ağzınla yersin. Şiddet ortaya çıkar. Ama eğer bir açlık yoksa, bu bir eylem değildir; hastalıktır. Bu aktivite bir saplantıdır. Tabii bu şekilde yemeğe devam edemezsin. Çünkü, o zaman çatlarsın. O yüzden insanlar çeşitli numaralar icat etti. Tütün ya da sakız çiğnerler, sigara içerler. Bunlar sahte yemeklerdir. Herhangi bir besin değeri yoktur. Ama şiddet konusunda aynı derecede etkilidir. Oturmuş sakız çiğneyen bir adam. Ne yapıyor? Birini öldürüyor. Eğer farkına varırsa, zihninde bir öldürme fantazisi bulunuyor olabilir. Ve sakız çiğniyor. Kendi içinde çok masum bir aktivite. Kimseye bir zarar vermiyorsun. Ama senin için çok tehlikeli. Çünkü ne yaptığının kesinlikle bilincinde değilsin. Sigara içen biri ne yapıyor? Çok masum görünen bir yolla, içine duman alıp veriyor. Nefes alıp veriyor. Bir çeşit, hasta Pranayama. Bir çeşit, laik transandantal meditasyon. Bir Mandala yaratıyor. İçine duman çekiyor, üflüyor. Çekiyor, üflüyor. Bir Mandala. Bir döngü yaratıyor. Sigara içerek bir çeşit şarkı söylüyor. Ritmik bir şarkı. Rahatlıyor. İç huzursuzluğu biraz azalıyor.
Eğer bir insanla konuşuyorsan, bunu sakın unutma. Neredeyse yüzde yüz doğrudur. Eğer o kişi sigarasına uzanıyorsa, bu sıkıldığı anlamına gelir. Hemen onun yanından ayrılmalısın. Seni dışarı atmak istiyordur. Bunu yapamaz. Çünkü çok kaba olur. Sigarasına uzanıyor. Artık doldum, çok sıkıldım diyor. Hayvanlar dünyasında senin üzerine atlardı. Ama yapamaz. O bir insan. Medeni bir yaratık. O yüzden sigarasına atlıyor. Onu içmeye başlıyor. Artık senin için endişelenmiyor. Kendi sigara içme döngüsünün ritmine kapanmış durumda. Rahatlıyor. Ancak bu aktivite, senin saplantılı olduğunu gösteriyor. Kendin olarak kalamıyorsun. Sessiz kalamıyorsun. Eylemsiz kalamıyorsun. Aktiviteler aracılığı ile deliliğini dışarı vuruyorsun.
Eylem çok güzeldir. Eylem, kendiliğinden oluşan bir tepkidir. Hayatın tepkiye ihtiyacı vardır. Her an bir eylemde bulunman gerekir. Ancak aktivite geçmişten günümüze taşınır. Acıkırsan yemek ararsın. Susarsan kuyuya gidersin. Uykun geldiyse gidip yatarsın. Eylemin tamamen durumdan kaynaklanır. Eylem kendiliğinden oluşur ve bütündür.
Aktivite asla kendiliğinden oluşmaz. Geçmişten gelir. Onu yıllardır içinde biriktiriyor olabilirsin. Ve sonra, şimdiki anda gelip patlar. Durumla ilgisi yoktur. Ancak zihin kurnazdır. Zihin her zaman aktiviteler için mantıklı açıklamalar getirecektir. Zihin her zaman onun bir aktivite değil, eylem olduğunu, şart olduğunu ispat etmeye çalışır. Birden öfkeyle parlarsın. Herkes bunun şart olmadığının, durumun böyle bir tepkiye ihtiyaç duymadığının farkındadır. Ancak sen bunu göremezsin. Herkes, ne yapıyorsun, buna hiç gerek yoktu, neden bu kadar öfkelisin duygusuna kapılır. Ama sen mantıklı açıklamalar getirirsin. Bunun gerekli olduğunu savunursun.
Bu mantıksal açıklamalar, deliliğin konusunda bilinçsiz kalmaya devam etmene neden olur. George Gurdjieff bunlara tampon adı veriyordu. Etrafında mantıklı açıklamalardan oluşan bir tampon yaratarak, durumun farkına varmanın önüne geçiyorsun. Tamponlar, trenlerde iki vagon arasında kullanılır. Böylece ani bir duruş sırasında, yolcuların çok sert bir şokla karşılaşmasının önüne geçilir. O şoku tamponlar emer. Aktivitelerin her zaman durumla ilgisizdir. Ancak mantık tamponları durumu görmene izin vermez. Tamponlar seni kör eder ve bu aktiviteler devam eder.
Eğer bir aktivite varsa gevşeyemezsin. Nasıl gevşeyeceksin? Çünkü bu saplantı olmuş bir ihtiyaç. Bir şeyler yapmak istiyorsun. Ne olursa olsun. Dünyanın dört bir yanında aptallar, hiçbir şey yapmamaktansa bir şeyler yap, diyor. Ve bu müthiş aptallar, dünyanın dört bir yanında kullanılan ata sözünü yaratmıştır. “Boş bir zihin şeytanın atölyesidir.” Hayır, değildir. Boş bir zihin, ‘Tanrının atölyesidir.’ Boş bir zihin, dünyanın en güzel, en saf şeyidir. Boş bir zihin nasıl şeytanın atölyesi olabilir? Şeytan boş bir zihne adım atamaz ki. Bu imkansız. Şeytan ancak aktiviteyle dolmuş olan bir zihne girebilir. Sonra şeytan denetimi ele alır ve daha aktif olmanın yollarını ve yöntemlerini gösterir. Şeytan, asla gevşe demez. Sürekli, neden vaktini boşa harcıyorsun, bir şeyler yap; hareket et. Hayat geçip gidiyor. Bir şeyler yap, der. Bütün büyük öğretmenler, hayatın gerçeklerinin farkına varmış olan öğretmenler, boş bir zihnin, kutsal olanın, içinize akmanızı sağlayacak bir alan oluşturduğunu anlamıştır.
Şeytan boş bir zihni değil, aktiviteyi kullanabilir. Şeytan boş bir zihni nasıl kullanabilir? Boşluğa yaklaşmaya bile cesaret edemez. Çünkü bu onu öldürür. Ancak eğer için derin bir aktif olma güdüsüyle doluysa, o zaman şeytan seni ele geçirir. O zaman seni yönlendirir. O zaman tek rehber o olur.
Bu ata sözünün tamamen yanlış olduğunu söylemek istiyorum.
Şeytanın kendisi önermiş olmalı.
Bu aktif olma saplantısını izlemek gerekir. Bunu kendi hayatında izlemek zorundasın. Çünkü yaptığın aktivitenin gereksiz olduğunu görmeden, benim söyleyeceklerim hiçbir şey ifade etmez. O şeyi neden yapıyorsun?