Anasayfa / Moda / Kollektif Bilincin Oluşumu ve Etkileri

Kollektif Bilincin Oluşumu ve Etkileri

 

 

 

Bu çizimi çizme ve bu yazıyı yazma gereği doğdu. Çünkü insanların takip ettikleri öğretilerdeki kavramları içselleştirmeden, sorgulamadan körü körüne uyguladığını/uygulattığını görüyorum. Üstelik de başkalarına yol gösterici olarak yola çıkmışlar. Doğudaki öğretiler ülkemize transfer edilirken belki konunun tam anlaşılamaması, belki de çeviri hatalarından dolayı ufak görünen ama büyük problemlere yol açabilen uygulama hataları doğuyor.

 

Yol gösterici olarak yola çıkmış bu kişiler bir uygulama sırasında insanlara ‘‘Lütfen bana kolektif bilinci ver’’ veya ''Lütfen beni kolektif bir insan yap''J (Bunun anlamını bende çözemedim. Bir çeviri hatası olsa gerek.) derken, Söylediği cümlenin sipiritüel anlamını bırakın bir yana, sözlük anlamından bile habersiz ne yazık ki.

 

Şimdi kolektif bilinci, kısaca anlatmaya çalışayım. Öncellikle yukarıdaki imgelemeyi incelemenizi öneriririm. Kolektif bilinci terminallerden ana bilgisayara toplanan bilgiler (düşünceler) olarak düşünebiliriz.  Terminalde (alt bilgisayar) her ne üretilip işleniyorsa ana bilgisayara gider ve oraya kayıt olur. Bu ana bilgisayarda dünya kurulduğundan bu yana yaşanan her şey kayıtlı. Canlılığın başlangıcı, İlkel Çağlar, Uygarlıklar, Dinler, Peygamberler, Her türlü inanç, Her türlü kavrayış ve ralite, Savaşlar, Açlık Yoksulluk, Felaket, Cinayet, Katliamlar, düşünülen her türlü iyi kötü düşünce, gerçekleşen ve potansiyel her türlü olay en ince ayrıntısına kadar burada mevcut.  Kısaca buna dünyanın mikrochipi de diyebiliriz. Bu bilgiler; iyi-kötü-güzel-çirkin-savaş-barış-negatif-pozitif olmasına bakılmaksızın ana bilgisayar tarafından depolanır. Daha sonra biz hal ve durumumuza uygun düşünceleri ana bilgisayardan çekerek planımıza uygun deneyimler yaratmak için kullanırız. Bunu bir telefon hattı olarak da düşünebiliriz. Ana telefondan sadece çevirdiğimiz, aradığımız numaraya ulaşırız başkasına değil.  O anda hangi duygusal varoluş halindeyseniz ona uygun düşünceyi çekersiniz. Buna çekim yasası denir. Yine de, tamamen olumlu yapıda bir insan olasak bile, auramız güçlü ve canlı olsa da, ana bilgisayardan gelen negatif düşüncelere yada herhangi bir düşünceye gözlemci olmadığımız sürece bizi etkiler ve yıpratır.

 

Yani; evrene gönderdiğimiz her düşünce ve bilinç hem evrene yayılır hem de kaynağına geri döner. (Tanrıya) Oradan da tekrar evrene yayılır.İnsanlar’da  bedenlerini çevreleyen aura veya daha büyük elektromanyetik alanlarla bu bilinci tekrar geri alırlar. Ramtha’nın da dediği gibi  Düşünce auranıza geldiğinde, aura onu tanımlamaz, yani, o düşünceyi yargılamaz ya da değiştirmez; onu sınırlamadan hemen içeri alır.

 

Bu durumda ''Bana kolektif bilinci ver'' dediğimizde  hangi düşünceyi çağırdığımızı bilmemek ve onunla baş edebilecek tecrübede olmamak da cabası. Aydınlanmaya çalışmak güzel. Dünyadaki asıl amacımız. Ama ezber yapmadan, boş inançlara kapılmadan, araştırıp öğrenerek, Hangi yol nereye gider kestirmeye çalışıp, hangisini izleyeceğimize karar vererek. ….En önemlisi sorumluluğumuzu aldığımız insanlara karşı gerçekten sorumluluk hissederek..

 

Aklıma gelmişken ''New Age'' Öğretilerinde hep söylen bir cümle ne kadar yanlış anlaşılıp uygulanabiliyor. ''Lütfen zihninle bilmeye çalışma, çünkü bu bilinecek bir şey değil, yaşanacak bir şey'' Bu demek midir ki, bütün öğretilere düşünmeden atla, sorgulama, araştırma, bedeninde ve ruhunda oluşabilecek tesirleri görmezden gel. Haydi ya allah, ne gelirse Alah’tan diyerek….Asla değil. Allah bize akıl, fikir, beyin vermiş, sormak için, öğrenmek için. Sorgulayacağız. Sorgulamadan tekammül olmaz. Akıl/beden/kalp tamam dedikten sonra. Ancak ondan sonra; akışta kalacak ve kalben bilmeye adım atacağız….

Güler

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!