Seks, Sevgi, İlahi Aşk: Tanrısala Üç Adım

 

Soru:
Lütfen bize cinsel enerjinin ruhsal anlamını açıklar mısın? Seksi nasıl yüceltebilir, nasıl ruhsallaştırabiliriz? Cinsel ilişkiyi, erkekle kadının birlikte olmasını bir meditasyon olarak kullanabilir miyiz? Bu şekilde, daha yüksek bilinçlilik aşamalarına ulaşmamız olası mıdır?

Osho:
Cinsel enerji diye bir şey yoktur. Enerji tek ve birdir. Bu da, yaşam enerjisidir. Seks, bir doğrultudur. Eğer yaşam enerjisi biyolojik yönde akarsa, cinsel enerji haline gelir.
Seks yaşam enerjisinin kullanılış şekillerinden biridir. Onu yüceltmek de söz konusu değildir. Eğer yaşam enerjisi başka bir yöne akarsa cinsellik kaybolur. Bu bir yüceltme değil, bir değişimdir.

Seks yaşam enerjisinin en alçak kullanım şeklidir. O yaşam enerjisinin doruğunu değil, temelini temsil eder. Eğer seks kişinin yaşamındaki her şey demekse bu tüm bir yaşamın boşuna harcanması demek olur. Seks yalnızca bir araç olabilir, amaç değil. Eğer amaç olursa bu yıkıcılık demektir. Ancak, bu aracın amaca uygun bir şekilde ve doğru olarak kullanılması gerekir. Yoksa, amaca ulaşmak olanağı yitirilir.

Seks yaşamın sürdürülmesi için bir ön koşul olduğu halde, bugün insanların yaşamlarındaki temel yaşantı biçimi haline gelmiştir. Ne var ki, seks meditatif olursa o zaman ruhsallığa geçişte bir atlama taşı olarak kullanılabilir.

Enerji kendi başına cinsel ya da ruhsal değildir. Adı da yoktur enerjinin. Hangi kanaldan akarsa o kanalın adını alır. Kendini biyolojik olarak ifade eden enerjiye seks adını veriyoruz. Duygusal olarak ifade edildiği zaman da sevgi, nefret ya da öfke adlarını alabilir. Enerji zihinsel olarak ifade edildiğinde, bilimsel ya da edebi biçimlere bölünür. Bu farklar enerjiden değil, onun aldığı biçimlerden ileri gelir.

Seks ile ne yapılabileceğini soruyorsun. Cinselliği bastırma girişimleri ona karşı doğrudan doğruya bir saldırı sayılır. Bu yanlış bir şeydir. Cinselliğe dolaylı yollardan yaklaşmak gerekir. Bu yolların hepsi de doğrudan cinsel enerji ile ilgili olmayabilir. Yapman gereken şey, Tanrısala giden kapıyı açmaktır. Eğer bu kapıyı açabilirsen tüm enerjilerin oradan akmaya başlayacaktır. O zaman seks kolayca sindirilir ve yok olur. Ruhsal yola girdiğin ve daha yüksek mutluluk aşamalarına ulaştığın zaman daha alçaklardaki mutluluklar kendiliğinden kaybolurlar. Onları bastırmaya ya da onlarla savaşmaya gerek kalmaz.

İnsan cinselliğe karşı ne yaparsa yapsın bu enerjiyi dönüştüremez. Tam aksine, insanın içinde çelişkiler baş gösterir. Eğer enerji ile savaşırsan, kendinle savaştığını bilmelisin. Bu savaştan kimse galip çıkamaz. Belki bir an için seksi yendiğini sanabilirsin ama çok geçmeden onun çekimini yeniden hissedersin.

Bu bakımdan seks enerjisini daha yüksek amaçlar için kullanmalısın. Başka kapıları açmalısın. İnsan elinde taşlarla giderken elmaslara rastlasa, taşları bıraktığının farkına bile varmaz. Sen de seksi bıraktığının farkına bile varmayacaksın.

Bu o denli doğal ve kendiliğinden olur ki, cinselliğe karşı bir tavır takınmana gerek bile kalmaz. Aslında gerçek olumlu eylem seks ile ilişkili değildir; aksine, meditasyon ile ilgilidir.

Seksi yüceltmek sözü kötü bir sözdür. Seks olduğu gibi kabul edilmeli, ne ise o şekilde alınmalıdır. Ona ruhsal ya da anti-ruhsal anlamlar yüklenmemelidir. Onu, biyolojik bir gerçek olarak kabul etmelidir. Onunla uyum içinde yaşanmalıdır.

Tıpkı gözlerin, ellerin olduğu gibi, cinselliğin de vardır. Ellerine ve gözlerine düşman mısın sen? İşte, cinselliğini de öyle görmelisin; ondan yana ya da ona karşı olmamalısın.

Ölüm mutlaktır. Seksten bu denli etkilenmenin nedeni de budur. Bir gün gelecek ve biz bu dünyada olmayacağız; onun için bizim yerimize geçebilecek başka bedenlere gerek vardır. Bu da seks ile mümkündür. Doğanın seksi bu denli çekici kılmasının nedeni budur. Eğer seks eylemi isteğe bağlı olsaydı insanlık dünya üzerinden silinirdi.

Seks, öylesine zorlayıcı ve isteğe bağlı olmayan bir şeydir ki, Tanrısala ulaşmadıkça, insan onu aşamaz. Bu yüzden, cinsel güdülerden arınmışlık, Tanrısala erişmişliğin bir göstergesidir.

Ne var ki, seksin bırakılması tek başına Tanrısala erişilmiş olduğu anlamına gelmez. Elmaslara rastlayan insan taşları bırakır ama taşları bırakan insan ille de elmaslara rastlamış değildir. Seksi bırakırsan iki sandalye arasında oturmuş gibi olursun. Duyularını bastırmış ama onları aşamamışsındır. Seks, bir volkan gibi, içinde kaynaşacak, yaşamını cehenneme çevirecektir. Bastırılmış seks, kötülüğe, hastalığa, nevroza ve sapıklığa dönüşür. Doğallığı bastırmak deliliktir. Sürekli bastırılan seks sonunda patlar, insanın yıkımına yol açan bir patlama olur bu.

O halde ne yapmalıyız? Önce, seksi tanımalıyız! Seks yaparken bilinçli olmalıyız! Sana, yeni kapıları açacak olan giz bunda yatar. Seks bilinçsizce yapılırsa biyolojik evrimin elinde bir oyuncak olursun. Oysa cinsel birleşme sırasında tam bir bilinçlilik içindeysen derin bir meditasyon olur bu.

Ancak, cinsel istekler öylesine zorlayıcıdırlar ki, birleşme sırasında bilinçli kalabilmek son derece güç olur. Ama imkansız değildir. Eğer cinsel ilişki sırasında bilinçli olabilirsen, yaşamındaki tüm öbür eylemlerinizde de bilinçli olabilirsin. Çünkü yaşamda, cinsel ilişki kadar derin bir eylem yoktur.

Cinsel ilişki sırasında bilinçli olabilen bir kimse, ölümünü bile bilinçlilikle karşılayıp o deneyimi yaşayabilir. Cinsel ilişki de, ölüm de eş derinliktedirler. Böylece cinsel eylemde bilinçli olunması, paha biçilmez dirliklerin, zenginliklerin anahtarıdır.

Cinsellikle savaşmayın. Onu bir meditasyon haline getirin. Seninle doğa arasında bir köprüdür cinsellik. Aslında seks, erkekle kadın arasındaki bir diyalog değil, kadının erkek aracılığıyla doğayla, erkeğin de kadın aracılığıyla doğayla diyalogudur. Birkaç dakika boyunca kozmik akımın etkisine ve "bütün" ile uyum içine giriyorsun. Böylece erkek kadın tarafından, kadın da erkek tarafından gerçekleştirilmiş olur.

Erkek de kadın da tam değildir, bütün değildir. Onlar bir "bütün"ün iki parçasıdırlar. Bu iki parça cinsel eylemde birleştiği zaman nesnelerin iç doğasıyla, evrensel öz ile, Tao ile uyum içine girerler. Bu yeni bir varlığın doğumu demektir. İşte bu eylem sırasında bilinçli olabilirsen bu senin "ikinci doğuşun", ruhsal doğuşun olabilir.

Cinsel ilişki içinde bilinçli olduğun zaman, yalnızca bir tanıksındır. Sadece tanık olunması da cinselliğin aşılmış olması demektir. Seks bu şekilde meditasyona dönüşür. Bir süre sonra da sekse duyulan o yenilmesi güç istekler giderek yok olur.

Bunu tıpkı bir çocuğun büyümesine benzetebiliriz. Artık oyuncak eski anlamını yitirmiştir. Gelişen çocuk için o eski oyuncak çocukça bir şey olarak görünür.

Meditasyon ne kadar çok yapılırsa seksin çekim gücü de o kadar azalır. Eskiden seks yoluyla akan enerjiler artık meditasyonla açılan yeni kapıdan akacaktır.

Şimdi de biraz "seks" ile "sevgiden" söz edelim. Bu sözcükleri genellikle birbiriyle bağlantılıymışçasına kullanırız. Oysa böyle bir şey yoktur. Sevgi, seksin aşılmasından sonra gelir. Günümüzdeki anlamıyla sevgi bir tuzaktan, bir oyundan öte bir şey değildir. Çağdaş insan için sevgi, sekse götüren bir ön oyun, bir ön hazırlıktır. İki insan arasında ne kadar çok cinsellik varsa aralarındaki sevgi o kadar az demektir. Çünkü bu durumda, ön hazırlığa gerek kalmıyordur. Aralarında cinsel ilişki bulunmayan iki kişinin sevgisi çok romantiktir. Ancak, işin içine seks girdiği anda bu romantik sevgi sona erer. Çünkü seks kabadır. Kaba olduğu için de bir ön hazırlığa, bir ön oyuna gerek duyar. İşte bu sevgidir. Bugünkü şekliyle sevgi, seksin çıplak gerçeğini örtüp gizlemek için kullandığımız bir giysidir. Evliliğin romantik sevgiyi öldürmekte olması da bu yüzdendir. Birbirlerini "tanıyan" iki eş, artık herhangi bir ön hazırlığa gereksinme duymazlar.

Oysa gerçek sevgi bir ön hazırlık değildir. O, hassas ve ince bir şeydir. Bir önsöz değil, bir sonsözdür. Eğer cinsel birleşme meditasyona dönüştürülürse, eşinin sırf bedensel zevklerini tatmin eden bir araç olmadığını göreceksin. Sevgide minnettarlık, sevecenlik ve birlik duygusu vardır. Eğer bu üç duyguyu da hissediyorsan, seviyorsun demektir.

Sevginin oluşmasıyla seks aşılmaya başlanmıştır. Sevgiyi doğuran sekstir; ama sevgi seksi aşar.

Cinsel yaşantını bir meditasyona dönüştürürsen, sevgi bundan çiçek gibi açacaktır. Bu çiçeklenme Tanrısala ilk adımdır. Seks bedenseldir; sevgi ise ruhsaldır. Sevgi çiçeğinin açmasıyla ilahi aşk da ortaya çıkar. Kendiliğinden olur bu. Böylece Tanrısala, gerçek yuvana daha bir yaklaşmış olursun.

Bu aşamada sevgi üzerinde meditasyon yapmaya başlayabilirsin. Bu da ikinci adım olmaktadır. Sevgi çiçeği açar açmaz meditasyona başla. Daha derinlere inerek, onu bütünüyle hisset. Şimdi, artık bedenler değil, ruhlar birleşiyor. Ancak bu bile, hâlâ iki insanın karşılaşmasıdır.

O anda sevgiyi de, seksi gördüğün gibi gör. Birleşmeyi, ruhsal karşılaşmayı gör. O zaman sevgiyi de aşar, ilahi aşka ulaşırsın. Bir kapıdır ilahi aşk. O da bir karşılaşmadır. Ama, artık iki insanın değil, seninle bütünün karşılaşmasıdır.

Ancak bu bile, bir karşılaşmadan başka bir şey değildir. Önünde sonunda onun da aşılması gerekmektedir. İlahi aşkta, âşık ile Tanrısal ayrı şeylerdir.

İlahi aşkla dolu anlarında meditasyon yap. Yeniden bu olayın tanığı ol. Kendin ile bütünün birleşmesini gör. Bilinçliliğin, ayrımsama gücünün doruğu sayılır bu. Eğer kendin ile bütün arasındaki birleşmenin bilincinde olabilirsen, bu ikisini de, yani, kendini de, bütünü de aşarsın. Bütün olursun. Bu bütünde ikicilik (dualite) yoktur, sadece Bir'lik vardır.

İşte bu "bir oluş", bizim seks, sevgi ve ilahi aşk ile aradığımız şeydir. Hepimizin çektiği özlem, bu Bir'liktir.

 

Sana ''cinsellikten üstün bilinçliliğe'' gidebileceğinizi söyleyip duruyorum ve sen çok mutlu oluyorsun -yalnızca "cinsellikten" kısmını duyuyorsun, "üstün bilinçliliğe" kısmını duymuyorsun.

Ve bana karşı olanlar ile benim tarafımı tutanlar için aynı oldu -aynı! Adam neredeyse aynı; dostlar ve düşmanlar çok farklı değil. Rakipler tarafından yanlış anlaşılıyorum ve bu anlaşılabilir bir durum. Ama destekçilerim tarafından da yanlış anlaşılıyorum; bu hiç de anlaşılır değil. Rakipler affedilebilir, ama destekçiler affedilemez.

Cinsellik aptalcadır dediğim için pek çok öfke dolu soru geldi. Sannyasinlerimden biri bana yazmış, "Cinselliğin aptalca olduğunu söylediğinize göre epey cesaretiniz varmış!" İncinmiş olmalı. Ve bunu anlayabiliyorum: Belirli bir şekilde yaşadığın zaman bunun aptalca olarak tanımlanmasını istemezsin. Kimse aptal olarak anılmak istemez. Seni rahatsız eden cinsellik meselesi değil -senin yaşamın; eğer o aptalcaysa ve sen onu yaşıyorsan, o zaman sen aptal olursun. Bu incitir. Ama incitse de söylemeliyim, çünkü yaşamda daha fazlası, daha yüksek, daha büyük, çok daha mutluluk verici, çok daha orgazmik bir şey olduğunu fark etmeni sağlamanın tek yolu bu.

Cinsellik yalnızca başlangıçtır -son değil. Ve başlangıç olarak onu almanda yanlış bir şey yoktur. Eğer onu bırakmamaya başlarsan her şey yanlış gitmeye başlar.

Seviştikten sonra, en az bir saat boyunca zazen* oturumu yap, ne demek istediğimi göreceksin. Cinsellik aptalca derken neyi kastettiğimi anlayacaksın. Seviştikten sonra, ne olduğunu izleyerek bir saat zazen yapmayı alışkanlık edin. Onun efendisi miydin, yoksa yalnızca kölesi mi? Onun efendisi isen o zaman aptalca değildir. Kölesiysen, aptalcadır -çünkü onu tekrarlayarak köleliğini gittikçe güçlendiriyorsun, besliyorsun.

Ancak meditasyon aracılığı ile sana söylediğim şeyi anlayabilirsin. Bu tartışmakla kararlaştırılabilecek bir soru değildir, ancak kendi meditasyonun, kendi anlayışın, kendi farkındalığın ile kararlaştırılabilir.

osho

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !