Spiritüel kişinin gerçek işareti şudur; sınırlı anlayış aleminin tamamen ötesinde pek çok harika , pek çok gizem, pek çok hayat olduğunu anlamış ve böylece şükran ve sevinç hali içine girmiş kimsedir.
Kendinizi spiritüel kişi olarak tanımlamanın zorluğu şudur. Bir spiritüel kişinin ne yapıp yapmadığı hakkında hemen bir liste hazırlarsınız ve kendinizi o tanımlamanın içine zorla sokabilmek için yıllarınızı harcarsınız.
Bu sonuçta harikulade bir şeydir. , çünkü yeterince uzun bir süreçten geçersiniz, sonuçta spiritüel olarak adlandırdığınız bütün o şeyleri yapmamış olduğunuzu görürsünüz. Evet bizim sevecen ve şefkatli olduğumuz zamanlar oluyor ama aynı zamanda öfkeli ve içerlemiş olduğumuz zamanlar da var. Bazen kendine acıma duygusuyla dolu oluyorsunuz ve bazen cesur, atılgan sağlam ve güçlü.
Gelişiminizin tüm bu aşamalarında aldığınız ders, spiritüel bir kişinin gerçekte ne olduğunun, sizin anlayış yeteneğinizin ötesinde bulunduğunu size anlatmış olmalıdır. Bunu zihniniz yoluyla bilme olanağına sahip olmadığınızı anladığınız zaman iki hale düşersizi merhamet (şefkat) ve umutsuzluk.
Merhamet; çünkü hiç kimsenin kendi sorunlarını tümüyle anlama ve üstesinden gelme yeteneğine sahip olmadığını idrak edersiniz. Yine merhamet, çünkü başkalarının her zaman olağanüstü dengeli olmalarını beklemenin -siz olamazken- ne denli olanak dışı olduğunu fark edersiniz. Aynı zamanda tam bir umutsuzluk vardır. Benim kastettiğim umutsuzluk çaresizlik değildir. Kişinin tam olarak hayatı ‘’anlayamayacağı’’ temel gerçeğine teslim oluşudur.
Her ne zaman spiritüel bir öğreti içine girecek olursanız, bir öğrenci olarak zihninizden geçen şeylerden bir de, bir gurunun bir üstadın sizin bilmediğiniz her şeyi bildiği düşüncesidir.
Ve siz gerektiğince iyi olabilir, uzun meditasyon yapar, dünya nimetlerinden el etek çekebilir yeterince teslim olabilirseniz, üstat size ruhsal gelişiminizin gizli anahtarını verecektir.
Diyelim ki bu doğrudur. Üstat bilir siz bilmezsiniz. Onda anahtar vardır sizde yoktur. Peki sizin aydınlanmazın kontrolü kimin elindedir? Sizin mi üstadınızın mı? Peki ya üstat sizden hoşlanmazsa? Ya üstat sizin giydiğiniz gömleğin renginden ya da cumartesi geceleri yaptıklarınızdan hoşlanmazsa. O sizi aydınlanmaktan sonsuza kadar alıkoyabilir. Ve eğer o hüküm verici bir tipte ise size şimdi hazır olmadığınızı söyleyebilir. Size başka bir hayatta tekrar gelmenizi söyleyebilir. Üç hayat sonrasına ne dersiniz? Bu kendimizi güçlü, sağlam ve kendi farkındalığınıza sahip hissetmemizi sağlayabilirmi? Sanmıyorum.
Yahut diyelim ki sırrın üstatta değil sizde olduğunu hissediyorsunuz. Siz anahtara sahipsiniz. Fakat aman tanrım onun nerede olduğunu bilmiyorsunuz. Onu nasıl bulacaksınız Ve o zaman aynı süreci kendinizle geçireceksiniz. Eğer daha sıkı bir disiplin izler, daha çok oruç tutar, daha çok meditasyon yapar, daha çok kitap okursanız anahtarı o zaman kendinize vereceksiniz.
Yine olanaksız bir durum içindesiniz. Siz sizden esirgediği bir şeyi size söylemesini kendinizden istiyorsunuz.
Şunu söylemek isterim ki Sorun sizin bilmeyişiniz değil, sorun sizin bulacak bir şey olduğunu, sizin şimdi şu anda başka bir şeye ihtiyacınız olduğunu düşünmenizdir. Eğer bu biçimde düşünmeye devam edecek olursanız, ömür boyunca anahtarı aramaya devam edersiniz.
Siz bir arayıcı değil bulansınız. Ve arayanlar aramaya devam ederler. Bulanlar ise onu anlayamayacaklarını ve onu ancak yaşayabileceklerini idrak ederler. Arayış oyununu kurmuş olan egodur, kazanamayacağınızı anladığınız anda ölen de egodur.
Egonun oynadığı en iyi oyun spiritüel oyundur. Bu oyun inanılmayacak kadar güçlüdür, o size çevrenizdeki herkese karşı kendini daha üstün hissettirir. Neden?
Çünkü siz tanrıyı arıyorsunuz. Ve herkes bilir ki tanrıyı arayış en yüce hayırdır. Öyleyse siz tanrıyı aradığınızda kendinizi daha güçlü , daha sağlam , daha akıllı, daha kutsal hissedersiniz; ama sonunda fark edersiniz ki , çevrenizdeki insanlar size dayanamaz olmuşlardır. . Siz öylesine kutsalsınızdır ki, huzurunuzda kendilerini suçu hissederler. Ve bu sizin egonuzun durmaksızın değerlendirmeler yapıp hükümler vermesindendir. ………..
Bartholomew 'un İllüzyonların Anımsanışı kitabından derleme